Erken Yaşta Yaşanan Zorluklar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiliyor

çocuk gelişimi

Erken yaşta yaşanan zorluklar çocukların yönetici işlevlerini etkiliyor — bu işlevler arasında ise örneğin odaklanma ya da görevleri organize etme yer alıyor..

Fakirlik, ikametgahın dengesizliği ya da ebeveynlerin boşanması veya madde bağımlılığı gibi deneyimler çocuğun beyin kimyasında değişikliklere neden olabiliyor ve stres hormonlarının etkilerini azaltabiliyor. Stres hormonları günlük hayatta karşımıza çıkan zorluklar ve stres ile baş etmemizde ya da sadece “yataktan çıkıp güne başlamamızda” bize yardımcı olur.

Bunlar bir araya geldiğinde yönetici işlevleri ve stres hormonları üzerinde bir kartopu etkisi meydana getirerek çocukluk dönemi boyunca devam edebilen sosyal ve duygusal zorluklara ekleniyor. Washington Üniversitesi’nde gerçekleştirilen yeni çalışma bu olumsuzluğun çocukların gelişimlerini ne düzeyde etkilediğini ortaya koyuyor.

Çalışmanın baş araştırmacısı, Washington Üniversitesi psikoloji profesörü ve Çocuk ve Aile Sağlığı Merkezi yöneticisi Liliana Lengua konuyla ilgili olarak, “Bu çalışma, erken yaşta yaşanan olumsuzlukların çocuklarda birden fazla sistemi nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Kasıtlı planlama çabaları ile otomatik stres hormonu tepkileri de dahil kendini kontrol etmeyi ilgilendiren birden fazla sistemde meydana gelen aksaklıklar, erken çocukluk döneminde başlayarak bu dönem sonuna kadar devam edebilen bir nörobiyolojik etki silsilesi meydana getiriyor,” dedi.

Mayıs ayında Development and Psychopathology dergisinde yayımlanan bu çalışma toplamda 306 çocuğu 3 yaş ile 5 buçuk yaşlar arasında iki seneden daha uzun bir süreyle değerlendirdi. Çalışmaya katılan çocuklar farklı ırk, etnik köken ve sosyoekonomik arkaplanlara sahipti ve bunların %57’si düşük gelirli ya da açlık sınırında olarak kabul ediliyordu.

Gelir düzeyinin, olumsuzlukların önemli bir göstergesi olduğu ortaya konuldu. Buna ek olarak, çocukların anneleri de aile dönüşümleri, ikamet dengesizliği ve kötü muamele ya da bir ebeveynin hapse girmesi gibi olumsuz yaşamsal olaylar da dahil çocuklarda kötü sağlık ve davranış sonuçları ile ilişkilendirilen diğer risk faktörleri hakkında sorulara yanıt verdi.

Lengua’nın ekibi bu verilere göre çocukların yönetici işlev becerilerini bir dizi aktivite ile teste tabi tuttu ve salya örnekleri alınarak diürnal kortizol adlı stres tepki hormon düzeyleri belirlendi.

Lengua’nın “zorluklarla baş etmemizde yardımcı” olduğunu belirttiği bu hormon günlük ya da diürnal bir kalıba sahip: Gündüz saatlerinde artar ve uyanmamıza yardımcı olur. Sabah saatlerinde en yüksek seviyededir — bunun o gün için ihtiyacımız olan enerji olduğunu düşünün — ve günün ilerleyen saatlerinde düşmeye başlar. Ancak bu kalıp, sürekli olarak strese maruz kalan çocuklar ve yetişkinlerde farklı oluyor.

Lengua sözlerine şöyle devam etti: “Kronik olarak olumsuzluklarla karşılaşan kişilerde gördüğümüz şey, gündüz seviyelerinin oldukça düşük olduğu ve gün boyunca da aynı seviyede kaldığı oldu. Kişi sürekli olarak yüksek düzeylerde stres ile karşılaştığı zaman kortizol yanıtı buna bağışıklık kazanır ve sistem yanıt vermeyi bırakır. Bu da uyanık ve dikkatli olmak ve günün zorlukları ile baş etmek için ihtiyaç duydukları kortizol düzeylerine sahip olmadıkları anlamına geliyor.”

Araştırmacılar, yönetici işlevini değerlendirmek için çocukların talimatları takip edebilme, dikkatlerini verme ve etkiye karşı tepki verme gibi çocukların yeteneklerini ölçen anaokulu düzeyi aktiviteler kullandılar. Örneğin, “Baş-Ayak Parmakları, Dizler, Omuzlar” adlı bir oyunda çocuklardan araştırmacının kendilerine söylediğinin tam tersini yapmaları istendi — araştırmacı “başına dokun” derse çocuğun ayak parmaklarına dokunması gerekir. Başka bir aktivitede ise çocuklar iki kukla —bir maymun ve bir ejderha — ile etkileşime girdiler ama sadece maymunun verdiği talimatları izlemeleri gerekiyordu.

Çocuklar bu ve buna benzer aktivitelerde talimatları izlemekte iyi oldukları zaman daha iyi sosyal becerilere sahip olabilir ve stres altında duygularını daha iyi kontrol edebilme yeteneğine sahip olabilirler. Bu görevlerde iyi sonuçlar veren çocuklarda sıklıkla daha tipik diürnal kortizol kalıpları görüldü.

Ancak, gelir düzeyi düşük ve daha fazla olumsuzluk yaşanan ailelerin çocuklarında hem daha düşük yönetici işlevi hem de atipik diürnal kortizol kalıplarına rastlandı. Bunların her biri anaokuluna başlamak üzere olan çocuklarda görülen daha fazla davranışsal soruna ve daha düşük sosyal-duygusal yeterlilik düzeylerinde etkili oldu.

Bu çalışma sadece düşük gelirli ve olumsuzluklardan etkilenen çocukların uyum sağlamakta zorlandığını göstermekle kalmıyor, aynı zamanda bunların öz denetim sistemlerini de etkileyerek çocuğun uyum sorunlarını artırdığını da ortaya koyuyor. Bunlar bir arada değerlendirildiğinde olumsuz etkilerin birbirlerine eklenmesiyle bir kartopu etkisi meydana getiriyor.

Daha önce gerçekleştirilen çalışmalarda olumsuzlukların yönetici işlevler üzerindeki etkilerine ve kortizol ile yönetici işlevler arasındaki ilişkiye değinilmiş olsa da bu yeni çalışma, zaman içerindeki bu birbirine eklenme etkilerini ortaya koyuyor.

Lengua, “Yönetici işlevi, bilişsel regülasyonun işlevselliğini ortaya koyan bir göstergedir. Kortizol nöroendokrin yanıt, otomatik bir yanıttır ve bu ikisi birbiriyle ilişkilidir ve çocukların davranışlarını etkiler,” dedi.

Bu araştırma aile eğitim programları, erken çocukluk ve okul döneminde yapılan müdahaleleri geliştirmek için kullanılabilir.  Güvenli, stabil ortamlar ve topluluklar ve pozitif, koruyucu ebeveynlik uygulamaları çocuk gelişimini desteklerken anaokulu ortamında ilişkiler ve sağlıklı davranışlara odaklanılması her türlü arkaplandan gelen çocukları destekleyebilir—hayatlarında yüksek ve düşük olumsuzluk yaşayanlar da dahil.

Kaynak: http://www.washington.edu/

Translated by Oytun Buyrukçu

English to Turkish Translator & Proofreader, Localization Expert

Author: Admin