Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Raporu: Tarla Açma ve Tarım Faaliyetleri Dünya Sera Gazı Emisyonlarının Üçte Birini Meydana Getiriyor

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan özel rapora göre, arazi kullanımından kaynaklanan emisyonları yönetemezsek Paris İklim Anlaşması’nda yer alan hedeflere ulaşamayacağız.

Arazi kullanımı, ormancılık ve tarla açma faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlar dünya toplam sera gazı emisyonlarının %22’sini meydana getiriyor. Bu rakama besin zincirinin tamamı (gübreleme, taşıma, işleme ve satış faaliyetleri) eklendiği zaman bu katkı %29’a kadar ulaşıyor.

7 bin civarında bilimsel araştırmadan elde edilen bilgilerin sentezlendiği raporda arazi sektörü emisyonlarında önemli düşüş olmaksızın küresel ısınmanın 2oC altında tutulmasının imkansız olduğu belirtildi.

Toprak hem emisyonlara neden oluyor – hem de bu emisyonları absorbe ediyor

Toprak, hem sera gazlarını absorbe etmesi hem de bunları atmosfere salmasıyla karbon döngüsünde son derece önemli bir rol oynuyor. Bu da toprak kaynaklarımızın hem iklim değişikliği sorunun hem de bunun çözümünün potansiyel bir parçası olduğu anlamına geliyor.

Toprağı yönetme şeklimizi geliştirebilirsek, tarımsal sürdürülebilirliği artırarak, biyolojik çeşitliliği destekleyerek ve besin güvenliğini artırarak aynı zamanda iklim değişikliğini de azaltabiliriz.

Gıda sistemi dünya sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birini meydana getirirken – Avustralya örneğinde olduğu gibi – toprak tabanlı ekosistemler global sera gazı emisyonlarının yaklaşık %22’sini absorbe ediyor. Bu döngü ise hem tarım alanları, düzenlenmiş ormanlar hem de ormanlar, deniz çayırları ve sulak araziler gibi “karbon yutakları” yoluyla toprakta ve bitkilerde karbonun depolandığı doğal bir süreç ile meydana geliyor.

Başta gıda üretimi olmak üzere toprak kullanımına ilişkin emisyonları düşürmenin yanı sıra bu sera gazı yutaklarını genişletmek ve korumak için de elimizde fırsatlar bulunuyor.

Ancak, arazi sektörünün bu hedeflere kendi başına ulaşamayacağı da bilinen bir gerçek. Bunun için enerji, taşıma, endüstri ve altyapı sektörlerinin fosil yakıt emisyonlarını büyük ölçüde azaltması gerekiyor.

Aşırı yüklenilen toprak

Peki toprak kaynaklarının mevcut durumu nedir? Pek iç açıcı değil.

Raporda, rekor düzeyde seyreden dünya nüfusuna besin ve diğer ürünler sağlamak ve tüketim oranlarını karşılamak için eşine daha önce rastlanmamış oranlarda global arazi ve temiz su kullanım oranlarına yer veriliyor.

Örneğin, dünyada ortalama kişi başı kalori tüketimi 1961 senesinden bu yana yaklaşık üçte biri artmış ve ortalama bir kişinin et ve bitkisel yağ tüketimi de iki katına çıkmış bulunuyor.

Tarımsal üretimi artırma çabaları, dünyamızın buzlarla kaplı olmayan arazilerinin dörtte birini toprak, besin maddesi ve bitki örtüsü kaybı yoluyla çeşitli düzeylerde bozulma noktasına getirmiştir.

Bununla eşzamanlı olarak, ormanların tahrip edilmesi, ekim alanlarının genişletilmesi ve sürdürülebilir olmayan arazi kullanımının yoğunlaşması sonucunda biyolojik çeşitlilik dünya genelinde azalmıştır. 

İklim değişikliği arazi kaybını körüklüyor

İklim değişikliği şimdiden toprak üzerinde büyük etkilere sahip. Toprak üzeri sıcaklıklar, küresel ortalama sıcaklıkların neredeyse iki katı hızda artıyor.

Buna bağlı olarak da sıcak hava dalgaları ve sel gibi afetlerin sıklığı ve şiddeti de artıyor. Kurak dönemlerde dünya genelinde kurak alanların oranı 1961’den bu yana %40 artmış bulunuyor.

Bu ve diğer değişiklikler nedeniyle tarımsal üretkenlik birçok bölgede azalmış durumdadır. Devam eden iklim değişikliğinin toprak degradasyonunu, bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik ve donmuş toprak (permafrost) kaybını hızlandırması ve yangınların sebep olduğu hasarı ve

Böyle devam ederse su bulmak zorlaşacak ve gıda tedarik zinciri istikrarını kaybedecektir. Bu risklerin nasıl gelişeceği ise nüfus büyüme oranlarına, tüketim alışkanlıklarına ve küresel toplumun vereceği tepkiye bağlı olacaktır.

Genel anlamda, toprağın (gıda, su ve biyolojik çeşitlilik için) proaktif ve bilinçli olarak yönetilmesi gittikçe artan bir önem kazanacaktır.

Arazi kaybının durdurulması herkes için yararlıdır

Arazi kaybı, iklim değişikliğine adaptasyon ve bunun azaltılması ve gıda güvenliği ile ilgili problemlerin giderilmesi çiftçiler, hükümetler ve ekosistemler açısından olumlu sonuçlar verebilir.

BM iklim değişikliği raporu birçok somut örnek sunuyor ve tarım faaliyetleri ile ormanların yönetimini iyileştirmek, üretimi artırmak, sera gazı emisyonlarını azaltmak ve bu alanları iklim değişikliği karşısında daha kuvvetli hale getirmek için çeşitli politika seçeneklerini ortaya koyuyor. 

Aynı zamanda topraktan ne talep ettiğimiz konusunu da yeniden gözden geçirmeliyiz. Çiftlik hayvanları bu emisyonlara büyük katkıda bulunmaktadır, bu nedenle bitkiye dayalı beslenme tarzı gittikçe artan şekilde benimsenmektedir.

Benzer şekilde, raporda global olarak üretilen gıdaların %25-30’unun kayıp ya da ziyan edildiği belirtilmiştir. Bunu ziyanı azaltmak da emisyonların ve tarım sistemleri üzerindeki baskının azaltılmasında önemli rol oynayabilir.

Peki bunu nasıl başaracağız?

Dünyanın her yanında pek çok kişi bu problemlere çözüm üretmekte harika bir iş çıkarıyor. Ancak üretilen çözümler her zaman geniş bir kullanım alanı bulamıyor ve yaygın olarak kullanılmayabiliyor.

Başarılı olmak istiyorsak eşgüdümlü politika paketleri ve arazi yönetimi yaklaşımlarının önemi son derece büyük. Elbette bu çözümlerin tümü coğrafi ve diğer özelliklere bağlı oluyor ve bu nedenle de yerel topluluklar ile endüstri ve hükümetleri her seviyede bir araya getirebilmek büyük önem taşıyor.

Kaynak: https://theconversation.com/

Translated by Oytun Buyrukcu

English to Turkish Translator & Proofreader, Localization Expert

Author: Admin